Özet
KARAC'OĞLAN'IN HAKİKATİ NE İDİ?
Karac’oğlan, bizim “Töreli Türk Edebiyatı” adını verdiğimiz edebî yapının her zaman merkezinde duran sanatkârlarının başında gelir. Fakat onun tarihî kimliği, sözlü kültür ortamından dolayı âdeta bir muamma haline getirilmiştir. Dahası, bu durum “herkesin Karac’oğlan’ı kendine” şeklindeki bir anlayışı da beraberinde getirmiştir. Bu sebeple, “hakikat alanı” dediğimiz daire içerisinde Karac’oğlan’ın hakikatini ortaya çıkarma vazifesi çoğunlukla akademinin dışındaki kişilere kalmıştır. Açıkça belirtmek gerekirse, ilk olarak 16. yüzyılda karşımıza çıkan Karac’oğlan’ın adının bugün hâlâ gelenekte yaşatılması, onun bu alan ile güçlü irtibatından kaynaklanmaktadır. Hatta onun bir gelenek, olgu, fenomen, mektep, tip veya kültür kalıbı olarak değerlendirilebilmesi de bu alan sayesindedir. Karac’oğlan, aynı zamanda gelenek kurucu, töreli bir halk ozanıdır; ancak maalesef bu hakikatten mahrum kalanlar, onu sadece Batı’nın bize çizdiği kuram temelli teknik bir seviyeye indirgeyerek meselenin esasını teşkil eden ontolojik ve hakikî tarafını görmeye veya göstermeye pek yaklaşmazlar. Asıl üzücü olan, Türk halkiyât araştırmalarının bu kısır döngü içinde sürekli yerinde saymasıdır. Bu bağlamda yazı, aynı zamanda söz konusu anlayışa da bir cevap niteliğindedir. Yazıda Karac’oğlan’ın hakikati, onun ezgi, tavır ve güftesine bağlı olarak ele alınmıştır. Zira Karac’oğlan’ın gelenekte asırları şamil bir ibdâ ve icrâ kabiliyeti kazanmasında bu unsurların oldukça etkin bir role sahip olduğu görülmektedir.
Anahtar Kelimeler
Karac’oğlan, hakikat alanı, Töreli Türk Edebiyatı, ezgi, tavır, beste.